Gezilecek Yerler

Tasavvuf felsefesini yerinde yaşamak, Konya’nın kültür mirasını daha yakından tanımak, tarihte yolculuğa çıkmak ve şehrin doğal güzelliklerini keşfetmek istiyorsanız. 
1. MÜZELER ve MEDRESELER

1. Mevlana Müzesi

 Mevlana müzesi ve Hazreti Mevlananın Kabri  Konya ilinin Karatay ilçesinin Üçler Mezarlığının Kuzey batısına düşmektedir. Burada Hazreti Mevlanaın kabri, Babağısı Hz Bahattin nin mezarı ve diğer kapalı ve açık alanlarda dervişlerin kabirleri bulunmaktadır.  
    1925 yılında tekke ve zâviyeler kapatıldıktan sonra Mevlânâ Dergâhı derviş hücreleri, mutfak gibi bütün müştemilâtı ve içeride bulunan madenî evani, halı, kumaş, giyim kuşam eşyası, ey yazması Kuranı Kerimler,müzik aletleri, hat eserleri, zengin kütüphanesindeki yazmalar, bir takım müzik aletleri  gerçek mekânlarında sergilenmek suretiyle bir müze haline getirilerek Konya Müzeler Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. Bu sergilenen eserler Hazreti Mevlananın sağlığında kullanıldığı bilinen eşyalar olduğu gibi onun vefatından sonrada  Mevlevi dergahına hediye edilen, dervişlerce ihtiyaca göre satın  alınan eşyalardan da bulunmaktadır. Başvekil İsmet Paşa (İnönü) ve Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’in (Tanrıöver) tâlimatları üzerine İstanbul Müzeleri Müdürü Halil Ethem (Eldem) ile Maarif Vekâleti Hars Dairesi Kütüphaneler umum müfettişi Hamit Zübeyr Bey’in (Koşay) buradaki incelemeleri sonucunda dergâhın müzeye dönüştürülmesinin uygun olacağı 1 Eylül 1926 tarihinde kararlaştırılmış ve Mevlevî Dergâhı Konya Âsâr-ı Atîka Müzesi adıyla 2 Mart 1927’de törenle hizmete açılmıştır. Müdür Mehmet Yusuf (Akyurt), dergâhın avlusunda yeni düzenlemeler yaparak Müze-i Hümâyun deposundaki arkeolojik eserleri de buraya getirip sergilemiştir. Konya’ya sık sık gelen ve şehirdeki tarihî eserlerin durumuyla ilgilenen Atatürk, Mevlânâ Müzesi’ni ziyaret etmiş ve takdirlerini hâtıra defterine yazmıştır. 1953 yılında buradaki arkeolojik eserler İplikçi Camii’ne taşınmış, bir yıl sonra yeniden düzenlenen dergâh Mevlânâ Müzesi adını almıştır.  Hazreti Mevlananın çok büyük bir eseri mesnevisi bulunmaktadır.


2. Karatay Medresesi

Konya'nın Selçuklu İlçesi’nde Ferhuniye Mahallesi, Ankara Caddesi üzerinde ve Alaaddin tepesine çok yakın Kılıçaslan Meydanının yanındadır. Karatay medresesi Sultan II. İzzeddin Keykavus devrinde Emir Celaleddin Karatay tarafından 649 Hicri(1251 miladi) yılında yaptırılmıştır. Mimarının kim olduğu bilinmemektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de kullanılan medrese 19. yüzyıl da terk edilmiştir. Anadolu Selçuklu devri çini işçiliğinde önemli yeri bulunan Karatay medresesi 1955 yılında ‘çini eserler müzesi’ olarak ziyarete açılmıştır.Karatay müzesinde,Beyşehir gölü kenarında Kubat-Abad sarayı kazı buluntuları arasında olan duvar çinileri, çini ve cam tabaklar ile Konya ve yöresinde bulunan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çini ve seramik tabaklar kandiller ve alçı buluntuları sergilenmektedir. Kapalı avlulu, tek eyvanlı ve tek katlı bir medresedir.

Medresenin taçkapısı, doğu cephesinin güney ucunda yer alır; sivri kemerli mukarnaslı bir niş içerisindeki dikdörtgen kapı açıklığı, iki yanda burmalı silindirik sütuncelerle sınırlandırılmıştır. Kuşatma kemerinin üst kısmında kitâbe bulunur. Taçkapıda, gri ve beyaz renkli mermerlerin geçme tekniğinde birleştirilmesiyle oluşturulmuş geometrik bezemeler yer alır. Kuşatma kemeri üzerine Zengî Düğümü işlenirken, kemerin iki yan ve üst kısmına ajurlu kabaralar yerleştirilmiştir. Beş sıralı mukarnas dolgunun, alışılageldiği gibi yukarıya doğru sivrilmeyerek, düz atkılı olarak tamamlanmış olması da bir farklılık olarak değerlendirilebilir. Kapı girişini üç yandan kuşatan bordür üzerinde ise 28 seçme Hâdis-i Şerîf yazılıdır.

Taçkapıdan, günümüzde bahçe görünümündeki üstü açık bir alana dahil olunur. Sözkonusu alanın, geçmişte, medresenin güney-doğu köşesinde yer alan kare planlı ve kubbeli bir giriş mekânı olduğu anlaşılmaktadır. Bu mekânın kuzey-batı köşesinde ve sonradan açılmış bir kapı vasıtasıyla medresenin kubbeli merkezî mekânına girilmektedir. Kare planlı alan, köşelerde üçgen pandantiflerle geçilmiş büyük bir kubbe ile örtülüdür. Kubbenin ortası, bir tepe penceresi gibi açık bırakılmıştır. Kapalı bir iç avlu niteliğindeki bu mekânın ortasında havuz bulunmaktadır. Mekânı geçmişte kuzey, güney ve doğu kanatları boyunca çevreleyen odalar zamanla ortadan kalkmıştır.

Yapının batı kanadında, kubbeli merkezî bölüme sivri bir kemer gözü halinde açılan sivri beşik tonozlu bir ana eyvan ve iki yanında da kare planlı birer mekân yer alır; eyvana güney duvarından bitişik kubbeli mekân, medresenin bânîsi Selçuklu Veziri Celâleddîn Karatay’ın defnedildiği türbedir. Eyvana kuzey duvarından bitişik kare planlı mekânın da geçmişte kubbe ile örtülü olduğu günümüze kalabilen izlerden anlaşılabilmektedir. Kubbeli merkezî mekânın kuzey-doğu köşesinde de kubbeli bir odanın bulunduğu düşünülmekle birlikte, medresenin bu köşesindeki çarpıklık nedeniyle, sözkonusu mekânın geçmişte tonozla örtülü olması muhtemeldir.

Yöreye özgü Sille taşından düzgün kesme ve moloz taşla inşa edilen medresede, ana eyvana güney yönünden bitişik ve türbe işlevi gören mekânın kubbe ve geçiş sisteminde tuğla kullanılmıştır.

Medresenin taçkapısındaki iki renkli taş ve iç mekânlardaki görkemli çini bezemeler dikkat çekicidir.

İç mekânı zenginleştiren çini mozaik bezemelerde turkuvaz, lacivert ve patlıcan moru renklerde kesme çinilerle, geometrik ve stilize edilmiş bitkisel motifler uygulanmıştır. Çini dekorasyonda özellikle merkezi mekânı örten kubbenin eğimli iç yüzeyine kaplanmış çiniler hayli etkileyicidir. Burada, kubbe eteğinden başlayarak tepedeki açıklığa kadar dairesel hatlar oluşturacak biçimde yerleştirilen yirmi dört kollu yıldızlar ve aralarda düğümlü şeritlerden ibaret girift bir bezeme yer alır. Kubbe kasnağı ve tepedeki açıklığın etrafına kûfî yazıyla âyetler, üçgen pandantiflerin yüzeylerine yine kûfî yazıyla Muhammed, Ebû Bekir, Ali, Ömer, Osman, Davud, İsa ve Musa isimleri, eyvan kemeri üzerine ise sülüs yazıyla Besmele ve Âyet’ ül-Kürsî yazılmıştır.

1954 yılında restore edilen medrese, günümüzde “Çini Eserler Müzesi” olarak kullanılmaktadır.

4. Etnografya Müzesi

Etnoğrafya Müzesi, 1975 yılında hizmete açılmıştır. Girişte Dr. Mehmet ÖNDER konferans salonu, müze teşhir salonu ve alt katında halı bölümü yer almaktadır.  Kadın giysilerinden kadife, saten, atlas gibi kumaşların üzerine sim sırma, kordon tutturma ve değişik kasnak işleme tekniklerinde bindallı, elbise, şalvar-işlik-cepken, yelek ve kaftanlar; kadın süs eşyalarından gümüş ve bafun malzemeden kemer tokaları, askı, bilezik ve küpeler, tepelikler; örme ve kumaş para, saat, mühür keseleri , yün çorap ve eldivenler, kadife, keten, atlas, saten cinsi kumaşlar üzerine kasnak işleme tekniklerinden Türk işi, sim sırma, hesap işi, çin iğnesi, tel kırma, sarma gibi tekniklerde bohça, peşkir, uçkur, yastık ve yatak takımları yer almaktadır. Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait değişik boyutlarda madenî anahtar ve kilit örnekleri, mutfak kaplarından bakır ve pirinç malzemelerden döğme tekniğinde yapılmış kazanlar, tencereler, tas, sini, lenger, ibrik ve şifa tasları, cam ve porselen kaplar; gümüş ve pirinçten şamdanlar, buhurdanlar; ahşap ve madenî malzemelerden değirmenler, kahve tavaları, dibekler, kahve kutuları, fincan ve fincan zarflarından oluşan kahve takımları sergilenmektedir. Koka, kehribar, akik, oltu taşı, sedef, fildişi gibi malzemelerden yapılmış zengin tesbih koleksiyonu ile tütün içiminde kullanılan ağızlıklar, lüleler, tabakalar ve tütün keseleri teşhir edilmektedir. Osmanlı dönemi hat sanatı örnekleri, Kur’ân-ı Kerîm ve diğer elyazmaları; hat sanatında kullanılan malzemelerden mühreler, divitler, kağıt makasları, kalemtraş ve maktalar, yazı çekmeceleri, sedef kakmalı rahleler, konsol ve aynalar bulunmaktadır. Osmanlı dönemi ateşli silahlarından çakmaklı ve kapsüllü tabanca ve tüfekler, barutluklar, ateşsiz silahlardan kılıç, kama, hançer, yay, ok, sadak örneklerine yer verilmiştir. Teşhir salonu alt katında bulunan halı bölümünde özellikle Selçuklu dönemine ait nadir halı parçaları ile birlikte Osmanlı ve Cumhuriyet devrine ait Konya bölgesi başta olmak üzere Anadolu’nun değişik halı merkezlerinde dokunmuş örnekler yer almaktadır. Bunlar arasında Anadolu’nun en eski ahşap direkli câmilerinden Beyşehir Eşrefoğlu Câmii’nde bulunan karakteristik Selçuklu halıları, Konya Alâeddin Câmii, Selimiye Câmii ve Konya Mevlâna Dergâhı’nda bulunan halılar en önemli örneklerdendir. Konya bölgesinden Karapınar, Sille, Ladik, Küçükmuhsine, Kavak, Karaman, Derbent halıları ile Uşak, Kula, Gördes, Mucur, Bergama gibi önemli halı merkezlerinin örnekleri sergilenmektedir.

5. İnce Minareli Medrese

Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere(Hicri 663) 1254 yılında yaptırılmıştır. Mimari Abdullah oğlu Kelük’tür Selçuklu taş işçiliği şaheserlerinden olan taç kapısı üzerinde kabartmalı geometrik ve bitkisel bezemelerle birlikte Selçuklu sülüsüyle yazılmış ‘ Yasin ve Fetih’ sureleri vardır binanın iç mekanları avlu, eyvan dershane ve örgenci hücrelerinden oluşur. Minare kaidesi kesme taşla kaplı tuğla malzeme kullanılarak yapılmış ve ön cephede akant yaprağı ile bezelidir yarı piramit formlu üçgenle ve 12 köşeli, gövde köşeli turkuaz mavi sırlı tuğladan yapılmış çift şerefelidir. 1901 de yıldırım düşmesiyle birinci şerefeye kadar yıkılmıştır. 1956 yılında müze olarak açılmış olup Selçuklu , beylikler ve Osmanlı dönemine ait taş ve ahşap eserler teşhir edilmektedir.

6. Konya Bilim ve Sanat Merkezi

Konya Bilim Merkezi; bilimi seven, anlamaya çalışan, günlük hayatta bilimsel gerçeklerin yol göstericiliğinden faydalanan, bilim üretmeye istekli, yenilikçi bireylerin topluma kazandırılmasında önemli bir rol üstlenmektedir.

7. Sırçalı Medrese

Meram İlçesi’nde ve Gazi Alemşâh Mahallesi’ndedir; doğu-batı yönünde dikdörtgen bir oturum alanı üzerine inşa edilmiş açık avlulu, iki eyvanlı ve iki katlı bir yapıdır.

Medresenin doğu cephesinin ortasında ve beden duvarlarını aşarak yükselen taçkapısı, dışa taşkın ve dikdörtgen prizmal bir kütledir; üzerine geometrik kompozisyonlar ile bitkisel bezemelerin işlendiği profilli bordür ve silmelerle yanlardan ve üstten kuşatılan sivri kemer gözü halinde cepheye açılan bir eyvan şeklinde tasarlanmıştır. Taçkapının basık kemerli kapı açıklığını örten kemer örgüsünde, geçme tekniğinde birbirine kenetlenmiş çift renkli taşlar kullanılmıştır; kemerin üst bölümüne üç dilimli kemer formundaki yuvaya aynı formda inşa kitâbesi yerleştirilmiştir. Kitâbenin her iki kenarında, tepesi dört sıra mukarnaslı dikdörtgen açıklıklar halinde birer pencere açıklığı yer almaktaysa da, onarımlar sırasında içleri örülerek kapatılmıştır; kitâbe ile taçkapı kemeri örtüsü arasında kalan yüzeye üç rozet yerleştirilmiştir. Yüzeyi, ardışık olarak dizilmiş üç dilimli motiflerle bezenmiş kuşatma kemerinin üzengi hizasına da simetrik olarak birer rozet işlenmiştir. Taçkapı kemerinin üzerine oturduğu yarı dairesel formlu sütunceler, zikzak şeklinde yivli gövdelere sahip olup, çift katlı düzenlenmiş korint başlıklara sahiptir. Taçkapının yan kanatlarında beş sıra mukarnas kavsaralı birer mihrabiye yer alır. Geometrik kompozisyonların işlendiği bir bordürle üç yönden kuşatılan mihrabiyelerin üzerinde, mukarnaslı bir konsol bulunur.

Taçkapının basık kemerli kapı açıklığı vasıtasıyla ulaşılan basık beşik tonoz örtülü giriş eyvanının güney kanadında dikdörtgen planlı ve sivri beşik tonozlu bir oda, kuzey kanadında ise üçer basamaklı, çift kollu ve ara sahanlıklı bir merdivenle dahil olunan medresenin bânîsi Bedreddîn Muslih’in türbesi yer almaktadır.

Giriş eyvanıyla dahil olunan dikdörtgen planlı avlu, kuzey, güney ve doğu kanatları boyunca Bursa kemeri formundaki kemerlerle birbirine bağlanarak avluyu U şeklinde dolaşan bir revakla kuşatılmıştır. Revakların kuzey ve güney kanatlarının gerisinde, sivri beşik tonozlarla örtülü ve karşılıklı olarak dizilmiş dörder oda yer almaktadır.

Avlunun batı kanadının merkezinde, sivri beşik tonozla örtülü ana eyvan bulunur; kıble duvarındaki çini kaplamalı ve beş sıra mukarnas kavsaralı mihrap nişi zamanla bir hayli harap olmuştur. Ana eyvana kuzey ve güney duvarlarından bitişen iki kat yüksekliğindeki kare planlı iki mekân, üçgen kuşağıyla geçilen birer kubbe ile örtülüdür.

Avlunun doğu kanadındaki revaklı galerinin kuzey ve güney uçlarını oluşturan koridorlara, üst katla irtibatı sağlayan tek kollu birer merdiven yerleştirilmiştir; merdivenlerin bitiştiği köşe odaları dikdörtgen planlı ve sivri beşik tonozla örtülüdür.

Merdivenlerle çıkılan üst kat, yapıyı kuzey, güney ve doğu kanatları boyunca kuşatan planıyla, zemin kat düzenlemesini tekrarlar; kaş kemerlerle avluya açılan üst kat revakı ile gerisindeki odalar, onarımlar sonucunda büyük ölçüde yenilenmiştir.

Medresenin taçkapısında, stilize edilmiş bitkisel ve çarkıfelek motifleri ile bezenmiş rozetler dikkati çeker. Taçkapıyı kuşatan bordürlerde ise bitkisel ile geometrik geçmelerden ibaret bezemeler görülür.

Medresenin içindeki çini ve sırlı tuğla bezemeler göz alıcıdır. Çok tahrip olmuş ve günümüze kısmen ulaşabilmiş çini bezemelerde çini mozaik ve sır kazıma teknikleri uygulanmıştır. Bezemelerde girift örgü ve yıldız kompozisyonları, geometrik geçmeler, kıvrım dallarla irtibatlandırılmış palmet ve rumîlerden ibaret stilize edilmiş bitkisel motifler ile nesih, sülüs ve kûfî hatla yazılmış âyet bordürleri dikkat çekici uygulamalardır. Alçı zemin üzerine turkuaz, patlıcan moru ve kobalt mavisi renklerde kesme çiniler ya da sırlı tuğlalarla yapılmış bezemelerde geometrik kompozisyonların yoğunluğu dikkati çeker.

8. İstiklal Harbi Şehitleri Müzesi

Konya’da yeni açılan ve çok ilginç bir müzeyi gezme imkanı buldum. Gerçekten el emeği olan güzel bir çalışma. Ayrıca şehitlerimizin isminin yazılması yeni nesillere aktarılması önemli.
Ana Yaklaşım;
Mevlana Müzesi ile başlayan İstiklal Harbi Şehitliği ile devam ederek Mevlana Kültür Merkezi ile bütünleşen tarihsel ve kültürel bölgenin, Üçler Mezarlığı giriş noktası yaya aksının başlangıcıdır. Bu alanda kademeli dekoratif süs havuzu ve satış reyonları bulunmaktadır.
Selçuklu Giriş Kapısı;
Konya’nın tarihi dokusuna uygun olarak Selçuklu tarzında taş kaplama, özel taş oyma desenler, kündekari ahşap işçiliği ve girişin sağ ve solunda 2 adet selsebil ana giriş kapısını oluşturmaktadır. Giriş kapısı üzerindeki taş oyma Selçuklu Mukarnası girişin anıtsal görünümünü tamamlamaktadır. Şehitliğe 5 bin parçadan oluşan kündekari yapımı kapıdan girilmektedir. Kapıda bir tek çivi, menteşe bulunmamaktadır.
Giriş Avlusu;
Sekizgen Selçuklu kubbesinin altında oluşan avlu mermer, traverten ve özel alçı süsleme sanatının ön plana çıktığı bir alan özelliğindedir. Alçı süsleme ve boyama işleri Özbek uzmanların titiz çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir. Avluda bulunan 4 özel cam mozaik tabloda, Atatürk ve silah arkadaşları, Türk bayrağının doğuş kompozisyonunu, Kurtuluş Savaşı canlandırması ve Türkiye haritası bulunmaktadır. Şehit isimlerinin bulunduğu panoların bir bölümü giriş avlusunun duvarlarında bulunmaktadır.
Şehitlik Avlusu;
Şehitlerimizin isim ve kayıt bilgilerinin yazıldığı özel panoların bulunduğu avluda malzeme olarak ahşap ve taş işçiliği ön plana çıkmaktadır. El işçiliği oyma ahşap kolonların ve kaplamaların büyük bir bölümü Özbekistan’da yapılarak montajları Özbek ekiplerle gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında Konya ile bütünleşen kündekari ahşap işçiliği asma tavanlarda özenle kullanılmıştır. Avlunun ortasında 42 metre yüksekliğinde 12 metreye 8 metre ölçülerinde Türk bayrağı bulunmaktadır. Avludan müzeye ve gaziler lokaline geçiş kapısının sağ ve sol bölümlerinde cam mozaik Türk bayrağı, panolar üzerinde İstiklal Marşı dizeleri ile Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabı bulunmaktadır.

2. PARKLAR ve MESİRE YERLERİ

1. KYOTO Japon Parkı

Kyoto Japon Parkı, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kyoto ile Konya arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi amacıyla yapılarak hizmete sunulmuştur. Toplamda 36 bin metrekarelik bir alana sahip olan parkın düzenlenmesi çok özenli bir şekilde yapılmıştır. Büyüklüğü ile ülkemizdeki en büyük Japon Parkı olma özelliğine sahiptir.

Kyoto Japon Parkı düzenlenirken, Japon kültürüne uygun olmasına dikkat edilmiştir. Ortasında büyük bir göl bulunan parkın hemen her noktasında yürüyüş yolları yer almaktadır. Bu yollardan bir kısmı gölün üzerinden de geçmekte ve insanlar buradaki ahşap köprüleri kullanarak gölü çok daha yakından izleme fırsatı buluyor. Ayrıca gölün içerisinde yer alan Japon balıkları, gelen misafirlere adeta görsel bir şölen sunmaktadır.

Japon Parkı içerisinde Japon ağaç ve bitkileri, taş ve ahşap köprüler, oturma alanları, kamelyalar, seyir terasları, doğal tepeler, bambu su oyunları ve kuru bahçe gibi farklı alanlar bulunmaktadır. Buraya gelen kişiler, şehrin gürültüsünden kaçarak keyifli zaman geçirme fırsatı yakalamaktadır. Su şırıltıları arasında gezmek, temiz hava koklamak ve farklı Japon bitkilerinin gölgesinde oturmak insanların farklı bir deneyim yaşamasına neden olmaktadır.

2. Karatay Şehir Parkı

Karatay Belediyesi tarafından Konyalıların hizmetine sunulan park şehrin en büyük park alanlarından birine sahip. Kişi başı 1 TL, araç başı 5 TL ile giriş yapabileceğiniz bu park Adana-Ereğli yolunda yer alıyor. Otobüs, dolmuş ve tramvay hattıyla da gidebileceğiniz parka giderken araç kullanırsanız onunla istediğiniz uzaklığa kadar gidebilirsiniz.

Konya’nın en büyük lunaparkının da bulunduğu bu parkta, kanguru, çocuk salıncak, kano, mini tren ve atlar, çocuk ve yetişkin çarpışan oto, karisör, atlı karınca, ahtapot, otopisto, crazy dance, korku evi, dragon, gondol, power surge, ranger, kule, adrenalin, kamikaze, discovery ve dönme dolap gibi 22 çeşit eğlence alanları var. Ayrıca biyolojik gölet, yürüyüş ve bisiklet yolları, spor alanları yanında çocuk ve gençlerin izci parkı sayesinde de harika vakit geçirebileceğiniz bu parkta piknik ve mangal keyfi de yapabilirsiniz.

Karatay Şehir Parkı’nın İçerisinde bulunan hayvanat parkında ise 83 türde toplam 5 yüz 20 hayvan bulunuyor.

Zafer Meydan bir yönüyle ince minare civarından başlayıp diger taraf şu an özel cigerci olarak bilinen lokanta oldugu yerden başlar.Diger yönüylede zindan kale diş polikiliniginden başlayıp ,şata form denilen binanın oldugu yerde son bulur.Bu meydana ismini veren şu an camlı köşkün bulundugu eski zafer parkı ve içindeki zafer çeşmesidir.eskiden bu parkın içinde kafeterya,lokanta ve cay salonu bulunmaktaydı.Zaman içinde bu yapılar yıkılmıştır.Önce acık hava cay bahcesi daa sonra camlı köşk denilen bir kısmı kapalı bir kısmı acık cay bahcesi yapılmıştır. bu arada eski zafer parkı ortadan kaldırılmıştır.Çeşmede bu arada yıkılıp biraz ötesine konyadaki tatlı su çeşmelerinden farkı olmayan yeni bir çeşme yapılmıştır.Zafer meydanı merkezi bir görev yapmaktadır.Zafer meydanı içerisinde Degişik kafelr,butikler,carşılar,marka satan ayakabı canta spor kıyafetleri abiyeler ve buna benzer satış yapan alışveriş merkezleri pastahaneler döner salonları vb.. bir cok işletme bulunmaktadır.Zafer meydanı cevresinde alladdin tepesi büyükşehir belediyesine ait cafem sosyal güvenlik kurumu seyh sadrettin konevi türbesi gazi lisesi il saglık müdürlügü ,nalcacı semti tren garı kara yolları bahcesi atatürk anıtı,SAİNTPOUL kilisesi yer almaktadır.Zafer meydanı haftanın her günü her saati kalabalıktır.Bu nedenden dolayı Zafer meydanı yerel halkın buluşma eglenme ve dinlenme yeri haline gelmeye başlamıştır.Meydan merkezi bir konuma sahip oldugu için ulaşım olarakta mükemmel bir yerdir

Koyunoğlu Müzesi:

       Konya’nın köklü ailelerinden İzzet Koyunluoğlu, Topraklık Mahallesindeki evinde yıllarca toplamış olduğu tarihi eserlerle özel bir müze ve kitaplık kurmuştur. Daha sonra kurmuş olduğu müze ve kitaplık Konya Belediyesine bağışlanmıştır. Müzede arkeolojik ve etnografik eserler sergilenmektedir.

       A.R.İzzet Koyunoğlu kişisel çabaları ile oluşturduğu ve dünyanın ünlü müze ve kütüphaneleri arasında yer alan müzesini 1973 yılında Konya Belediyesi’ne bağışlamıştır. Bunun üzerine A. R. İzzet Koyunoğlu’nun evi koruma altına alınarak, çevresi kamulaştırılmış, 3433 m2’lik alanda, bugünkü modern binası yapılmıştır. Müze yeniden düzenlenerek 2 Şubat 1984’te “Konya Büyükşehir Belediyesi A. R. İzzet Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi” ismi ile ikinci kez ziyarete açılmıştır.

       Müze iki katta çeşitli bölümlerden meydana gelmiştir. Yapıyı dört taraftan kuşatan avlusunda insan, hayvan büst, stel ve heykelleri;